Göz Çevresi Sorunları

estetik.net.tr - Mart 30, 2010

göz çevresi

Göz ve çevresi en hızlı yaşlanan bölgedir. Çünkü mimik kasları ağız ve göz çevresinde daha yoğun bulunur. Bu kaslar en yoğun kullandığımız kaslardır. Farkında olmadan konuşurken, gülerken, kızarken, ağlarken, şaşırırken, yemek yerken vb. sürekli kullanırız. Ama özellikle göz bozukluğu ya da yoğun gün ışığı altında rahat görebilmek için gözlerimizi kıstığımızda göz çevresindeki kırışıklıklar meydana çıkabilir. Bu kırışıklıkları 30′lu yaşlara kadar kası örten cilt kamufle eder. Ama cilt zayıf ve elastikiyetini kaybetmiş hatlardan kırışmaya başlar. Yıllar geçtikçe kırışıklıklar artar ve yenileri eklenir. Daha sonra göz çevresindeki mimik kaslarda deformasyon ve sarkma, göz çukuruz içindeki yağ dokusunda fıtıklaşma ve en sonunda kaş ve elmacık kemikleri üzeri cilt ve yağ dokusunda aşağıya kayma olur. Daha sonra göz kapaklan düşer ve kişi etrafını daha rahat görebilmek için kaşlarını kaldırır. Fakat bu kez de alın kırışabilir. Bu problemler elbette estetik operasyonlarla son derece iyi sonuçlar ile yok ediliyor.

Göz ve çevresinde var olan sorunların estetik ile ilgili çözümü

Göz çevresindeki sorunlar hangi yaşlarda başlıyor?

Hastalar sıklıkla 30′lu yaşlarda ince kırışıklıklar nedeniyle bize başvuruda bulunuyorlar. Biz öncelikle hastalarımıza eğer kullanıyorlarsa alkol ve sigaranın cilt yıpranmasındaki etkilerini anlatıyoruz. Çünkü kılcal damar ağı en çok cilt içinde bulunuyor ve tek bir sigara bile buradaki kan akışım bozabiliyor. Gücü tükenen cilt daha kolay kırışır. 30 yaş grubuna en çok botoks uyguluyoruz. Botoks, kırışma tedavisinde çok başarılı ancak yaşlanma kırışmadan ibaret değil. Zamanla yağ fıtıkları, kas ve ciltte aşağı kayma, kaşlarda düşme, gözaltlarında çökme ve kemiğin ortaya çıkması gibi yanaklara varan çökme olabiliyor. Bunların hiçbirine botoksun bir faydası yok. Bu durumların hemen hemen hepsini ameliyatla düzeltiyoruz.

Göz çevresinin yaşlanmasına neden olan faktörler neler?

Göz kapakları yaşlanmanın en fazla kendini gösterdiği ve dikkat çektiği yer. Yapısı gereği hem çok hareketli hem de çok ince derili olan göz kapaklarında cilt kırışması ilerleyen yaşlarda neredeyse kaçınılmaz. Çevresinde başlayan bütün sarkmalar ve gevşemeler de göz kapaklanın etkiliyor. Alın, yaş ilerledikçe aşağı doğru iniyor. Alınla birlikte kaşlar da üst göz kapaklarının üzerine düşmeye başlıyor. Gözler böyle bir yükü kaldıramayınca göz kapakları aşağıya doğru kaymaya başlıyor. Göz küresini çevreleyen, ona destek sağlayan yağ torbalarını alt göz kapaklarından aynan bir zar var. Bu elastik bir zar ve bir bariyer görevi görüyor, ilerleyen yaş ile bu zar gevşiyor ve yağ torbalarının yükünü taşıyamaz hale geliyor. Böylece yağlar dışarıya doğru taşıyorlar ve biz bunları ‘göz torbalan’ olarak görüyoruz. Göz kapaklarının derisi vücuttaki en ince deri.

Ayrıca alındaki çok hareketli kaslara yapışıktır. Dolayısıyla her göz hareketinde göz derisi biraz daha kırışıyor ve sarkıyor. Göz kenarlarında ‘kazayağı’ denilen yan kırışıklıklar buna bir örnek. Gözaltında yanakların üst sınırında derin bir oyuk ortaya çıkıyor. Bu yanakların aşağı sarkmasından kaynaklanıyor. Standart göz kapağı ameliyatlarında göz kapağı derisi, deri altındaki ince kas tabakası ve göz torbalanın dolduran yağlar alınır. Bu çok sık yapılan bir ameliyat obuasına rağmen genellikle hastalarda hayal kırıklığı yaratır. Bunun nedeni yukarıda saydığım temel sorunların bir kısmının ameliyat edilen dokulara değil, yanaklar ve alın gibi komşu başka yapılara ait olması. Örneğin üst göz kapaklarındaki yığılmanın büyük miktarı aşağı sarkmış kaşlardan gelir.

Şu ana kadar yapılan yöntemlerden farklı olarak yeni yöntemler bulunuyor mu?

Göz kapaklarına yaklaşımımızda son yıllarda ciddi bir değişiklik oldu. Standart olarak son 30 yıldır yapılan ameliyat tekniklerinin birçok yetersizliği ve problemi olduğu fark edildi. Artık ‘yağ torbalarını almak’ gibi girişimlerin gereksiz olduğu tartışılıyor. Beklentilerimiz sadece ‘torbasız’ göz kapaklan oluşturmaktan öteye geçti ve yüzü bir bütün olarak değerlendirmeyi tercih ediyoruz. Bu bölge için uyguladığımız yöntemde adım adım neler yaptığımızı özetlersek; öncelikle gözünüzün alanda yanağınıza inen derin bir çukur varsa bu çukur mutlaka doldurulmalı. Standart alt göz kapağı ameliyatları bu sorumu çözmez, hatta daha derinleştirebilir. Bu çukur gözaltı torbalanın oluşturan yağların aşağı doğru yayılması ve yanakların yukarı kaldırılması ile giderilmeli. Bu şekilde elmacık kemiklerinden alt göz kapaklarına doğru uzanan kesintisiz dümdüz bir yüzey oluşmalı.

Bu, genç ve diri gözükmek için olmazsa olmaz bir kural. Yanaklarımızda ciddi bir sarkıklık varsa bu mutlaka düzeltilmeli. Bunun için endoskopik tekniklerden yararlanmak ve yanakları kaldırmak ya da alt göz kapağı ameliyatı şuasında orta yüzü yukarıya almak mümkün. Üst göz kapağı için alın mutlaka değerlendirilmeli. Eğer alnınız ve kaşlarınız gözlerinizin üzerine yığılmışsa önce bunlar düzeltilmeli, şaka germe (temporal lifting) ile kaşlar doğru konuma alınmalı. Daha sonra üst göz kapağında hala sarkma varsa bu tedavi edilmeli. Kaz ayaklan da şakak bölgesindeki sarkmadan ortaya çıkar ve şakak germe ile büyük ölçüde ortadan kalkar. Her iki göz kapağında da bu saydığım sonullar giderildikten sonra sadece kas ve deri fazlalıklarını almak yeterli olur.

Neden göz kapağı ameliyatı ile diğer ameliyatları birlikte yapmak gerekiyor?

Çünkü yaşlanmaya hep bir bütün olarak yaklaşmak gerekiyor. Göz kapaklan genellikle başka bölgelerin problemlerini de üzerlerinde taşıyorlar. Eğer bu problemleri ayrı ayrı görüp düzeltmezsek, tek başına göz kapaklan sadece yüze hafif bir aydınlık verecektir. Örneğin alın ve kaşlar aşağıya sarkmış ise, sadece üst göz kapaklanın düzeltmek hemen hemen hiçbir fark yaratmaz.

Göz torbalarım dolduran yağlar yaşlanmayla mı artıyor?

Bu yağlar aslında artmıyor. Sorun önlerindeki bariyer dokuların zayıflamasında.

Operasyondan sonra hastayı neler bekliyor?

Bu küçük sayılacak bir ameliyat olmasına rağmen göz kapaklan çok kolay şişer. Bu yüzden kişinin bir hafta kadar sosyal hayata katılmayacak şekilde kendini organize etmesi gerekiyor. Bu ağrılı bir ameliyat değil. Hastanın hastanede yatmasına gerek yoktur. Hastanın gözleri de ameliyattan sonra açık olacaktır. Sadece göz kapaklarında ince bantlar bulunuyor.

Operasyon sonrası bir komplikasyon söz konusu mu?

Enfeksiyon göz kapaklarında çok nadirdir. Ancak kanama korkulan bir komplikasyon olabilir. Göz derisi altına bir miktar kanama olması normaldir. Bu gözde morluk şeklinde gözükür ve hemen hemen bütün göz kapağı ameliyatlarında karşılaşılır. Ancak göz torbalarının alındığı durumlarda bu yağlan besleyen damarlarda oluşacak bir kanama göz arkasında görme sinirine baskı yapabilir. Bu da görme kusurlarına ve körlüğe dahi yol açabilir. Bu, çok nadir bir komplikasyon da olsa literatürde böyle durumlar bildirilmiştir. En korkulan ve nispeten sık görülen komplikasyon ise alt göz kapağında aşağı doğru çekilme olmasıdır. Bu olasılık ikinci kez ameliyat olan hastalarda artar. Sorun genellikle göz derisinin gereğinden fazla alınmasıdır ve tedavisi de eksik derilerin yerine konmasıdır. Bunun için üst göz kapağından deri almak gerekebilir. Bu ameliyat sırasında gözün saydam tabakasına zarar verilme ihtimali de var. Bu insana olmayacak bir şey gibi gelse de ameliyatın sivri ve keskin aletler ile göze çok yakın yapıldığını ve az da olsa bir riskin her zaman olabileceğini düşünmekte fayda var.

Yorum yapın

website statistics